Hasetçinin sonu...

Padişahın biri pazarda konuşmasını beğendiği şahsı yanına alır ve kısa zamanda vezirliğe yükseltir. Tam adamı “Başvezir” yapacakken yakınlarından biri kıskanır. Kıskanç adam, vezire der ki:

“-Padişahın huzurunda konuşurken ağzını mendille kapatmayı unutma! Çünkü ağzın kokuyormuş, padişah efendimiz de ağzının kokusundan rahatsız oluyormuş”

İyi niyetli vezir: “-Ya, öyle mi?” diyerek hasetçi adamın sözünü dinler ve padişahın huzuruna hep ağzına mendilini kapatarak çıkar. Aynı hasetçi, padişaha da:

“-Filancı vezir var ya, o sizin ağzınızın kokusundan tiksindiği için ağzına mendil tutuyor” der. Bu işe bir hayli sinirlenen padişah Hasetçiye: “-Peki, şimdi sen git ve derhal bana onu çağır” der.

İyi niyetli vezir gelir gelmez, padişah eline bir zarf tutuşturur ve: “-Bunu al, Şam Valisine götür. Sana güzel hediyeler vermesini emrettim” der. İyi niyetli vezir: “-Başüstüne” der ve yola çıkar. Yolda hasetçiyle karşılaşır. Aralarında şu konuşma geçer: “-Nereye gidiyorsun?”

“-Şam Valisi’ne”

“-Niçin?”

“-Padişahım beni mükafatlandırsın diye ferman yazdı. Onu vereceğim”

“-Şimdiye kadar verdiği mükafatlar yetmedi mi? Ver o mektubu bana” der ve adamın elinden zarfla birlikte mektubu alır. Adam, saraya döndüğünde padişahla karşılaşır:

“-Şam’a gittin mi?

“-Gitmedim, efendim.”

“-Niçin?”

“-Çünkü akrabanızın daha çok ihtiyacı varmış. Mektubu ona verdim” der. “-Benim huzurumda konuşurken, ağzını niçin mendille kapatıyorsun?”

“-Ağzım kokuyormuş, siz tiksinmeyesiniz diye Efendim”

“-Bunu size kim söyledi?”

“-Akrabanız söyledi Efendim”

Bunu duyan Padişah: “-İyi o zaman desenize adalet yerini buldu” der. Çünkü mektupta “Bunu getiren adamı öldürün” diye yazıyormuş.

Popüler Yayınlar