BEN PEK DUA BILMEM..
Herkesin birbirini tanıdığı küçük bir kasabada, bir ayyaş yaşıyordu. Bütün gününü, gecelerinin çoğunu
kasabanın meyhanesinde geçiriyordu. Evini, işini, çoluk-çocuğunu çoktan unutmuştu. Bu yüzden herkes kendisinden nefret ediyordu. Kimse kendisiyle ne doğru dürüst konuşuyor, ne de selam
alıp veriyordu. Bu haldeyken günün birinde vakti saati doldu ve öldü.
Kendisine yaşarken duyulan hoşnutsuzluk öl ümünden sonra bile sürdürüldü. O kadar ki, namazını kılacak kimse çıkmadı. Cenazesi ortada kaldı. Adamın karısı, kocasının ölüsünü bir küfeye koyup
sırtına yüklendi ve gömmesi için o çevrede yaşayan ve iyilik severliği ile tanınan bir çobana götürdü. Çoban bir çukur açıp adamı gömdü. Ardından herkes "Cehennemi boylamıştır" diye dünüşünüyordu. Aradan
bir müddet geçti. Beldenin ileri gelenlerinden biri rüyasında ayyaş adamı cennette gördü. "Adam
sende, rüyadır, rüyada herşey görülür" diye geçiştirdi. Ama her gece aynı rüya tekrarlanıyordu. Hemen imama gidip durumu açtı. İmam da aynı rüyayı epeydir kendisinin de görmekte olduğunu
söyledi. Bunun üzerine akıllarına bu adamı gömen çobana gidip nasıl gömdüğünü, arkasından ne
söylediğini sormak geldi. Birlikte çobana gittiler. Selam sabahtan sonra hemen konuya girdiler: -Bir
süre önce defnetmen için hanımı tarafından sana bir cenaze getirildi. Sen onu nasıl gömdün? Gömerken ne
dedin? -Biliyorsunuz ben cahil biriyim. Cenazeden falan anlamam. Bir çukur açtım, adamı koyup üstünü
kapatıverdim.-Peki bu sırada hiç birşey söylemedin mi? Bir dua falan? -Ben pek dua bilmem Yalnız şunu söyledim: "Rabbim, şimdiye kadar sen bana birçok misafir gönderdin. Allah misafiriyiz diye bana geleni senin rızan için ağırlamaya, memnun etmeye çalıştım. Kırk yılda bir, bir misafir de ben sana gönderiyorum. Sen de onu şanına uygun bir şekilde ağırla.".