AŞKIN PSİKOLOJİK TEMELLERİ ÜZERİNE BİR DENEME


Tutkularımızın şekillendiği bir ütopya mıdır aşk? Yoksa her ihtiyacımızın özgürce hayale dönüştüğü bir rüya mı? Arındırılabilir bir duygumuz var mıdır aşktan? Ya da aşkın her şeyden arındırabildiği bir duygumuz? Bir soru ya da bin soru; aşkın zihnimizin ortasına bıraktığı en kararlı element. Aşk; varlığından şüphe edilmeyecek kadar kesin olup, kesinliğinden emin olunamayacak kadar şüpheler içeren bir sanrı. Aşk bir varoluş açıklaması ve Aşk bir yok oluş sebebi.
Tüm gerçekleri şekillendiren ve tüm hakikatlere anlam katan, anlamlandıran aşk aynı zamanda tüm yanılsamaları da içinde yaşatmıyor mu? En derin çizgilerin ve en derin yarıkların sebebi değil mi? Ve en güçlü mutlulukların? Kurulan hayallerin çıktığı kapı aşk, tedirgin edici korkuların kaynağı. Sebebi. Bazen hiç olmasaydı diye dualar edilen, bazen bir tek anına ömür feda edilen. Yine söyledim. Yine söylüyorum. Varoluş açıklaması yok oluş sebebi.Ve hatta, belki de yok ediş. Kendini savunan, kendini var eden, kendini oluşturan insanın kendini yok edişi. Yavaş yavaş. Usulca. Umarsızca ve hiçbir engel tanımayacak kadar gözü kara.
Bir sebepler zinciri. Bir sonuçlar sarmalı. Dingin Ruhları paranoyaklaştıran, paranoyak ruhları dingin hale getiren bir etken. Aşk her zaman etken. Hep etken, hiç edilgen.
Aşk bir başlangıç, aşk bir son. Başlangıç ile son arasında kalan her an. Her zerre. Aşk bir sevdalar bütünü. Aşk bir hayal ve bir umut. Ruhtaki titremelerin sebebi. Kelimelerin en anlamlı hali. Aslında aşk; en değerli gözyaşı. Ağlamanın destanıdır aşk, destanların en ağlamaklısı. En vazgeçilmezi ve yazık ki en çok vazgeçileni. Vazgeçişlere olan mahkûmiyettir. Mahkûmiyetlere olan başkaldırıdır.
Dipsiz gayyalarda açmış bir lalenin en asil halinin temsilidir. Her temsilin insan ruhuna aksetmesinin bilincidir aynı zamanda. Bir bilinç dışı zorlamaya gösterilen dirençtir. Masumiyetin bilinç düzeyinde şekillenişidir. Bazen bir kalıba sığma zorunluluğunun ruha verdiği acıdır bazen de ele avuca sığamamanın başıboşluğu. Başıboşluğun kuralsızlığıdır hatta. Ve kuralsızlığın verdiği huzursuzluktur. Huzur arayışı, arayışın verdiği telaştır. Telaşın içindeki heyecan ve heyecanın bitmesine dair tedirgince korkudur. En acı halin bile göze alınması, en göze alınamayacak korkulara savaş açılmasıdır. Titrek bir bakışı saklama çabasıdır. Kalbin çırpınışlarına hâkim olabilme gayreti ve herkesten saklama isteğidir. Ama yine de, sanki inadına, hiç kimseden saklayamamaktır. Hiç kazanamamacasına kaybetmektir aşk, aşka karşı. Bir hezimetin destanıdır. Hiç kaybetmeyecekmiş gibi kazanmaktır. Zafer çığlıklarıdır.
Benliğin üzerine çöken hüzündür bazen. Hüzne vurulan kamçıdır hatta. Kimi zaman da kamçıyı tutan eldir. Hükmetme ve hükmedilme tutkusudur. Tüm ruhsal hastalıkları bir anda benliğinde toplayabilme yetisi ve riskidir. Her şeye rağmen bu riski göze almaktır. Sonra göze aldığını unutmaktır. Her unutuşu yeniden hatırlamak, her hatırlayışla yenilenen bir can olmaktır. Özgürlüğün boyun eğmekle başladığının kabulüdür aşk. Sessizliğin bile konuşmak olduğunu itiraf etmektir. İtirafların en acısıdır bazen. Bazen en kaçınılmazı. Alınan her nefesin, maşukun kulağına aşkı fısıldayışıdır. Fısıltıların içerisindeki vuslat çığlıklarıdır. Vuslata duyulan özlem, özlem için sarf edilen gayrettir.
Aşk; en çok ta kendi makamına yükselindiğinde daha da doruklara çekilmesidir insanın. Doruklarda vurulmaktır. Vurulmak olsa da kaderde, maşuksuzluğu reddediştir. Varlığın anlamını maşuka bağlamaktır. Ölüm ile ayrılığın kıyasının yapıldığı her an ölümü ağır bulanlara hayıflanmaktır. Zamanı milyarlarca parçaya bölseler her bir parçasına maşukun hükmetmesidir. Ama yine de maşukun zafiyet göstermesine gönül koymaktır. Bazen kızmak, kırılmaktır. Bazen dünyalar yıkılsa üzerine silkelenip ayaklanmaktır. Aşk; sayısız insan hallerinden bir haldir. O hallerin her birisine nüfuz eden ruhtur. Hakkında yapılan bütün tanımlamaları haklı çıkaran ve her tanımını hükümsüz kılandır aşk. Tek referansı kendisi olandır.
Kaybedilen bir umuttur aşk. Yeniden bulabilmek için buğulu gözlerle etrafa şaşkınca bakınmaktır. Bazen maşukun gözünden düşme korkusudur bazen de kendi gözünden düşürme tehdidi. Varlık ile yokluk arasında yapılan imkânsız takastır. Belirsiz bir takasa ödenen en ağır bedeldir. Sadece düşünmektir aşk. Sadece istemek. Beklemek sadece. Vuslat hayalini kurup kıskançlık krizlerine girmektir. Aşk; aşksız geçen her anın aslında yaşanmadığını bilmektir. İnsanın, kendi içindeki acılar dehlizine meydan okumasıdır.
Tacından, tahtından vazgeçmektir. Ölümü göze almaktır bazen. Bazen de ölümü küçümsemektir. Ölümden ve yaşamdan büyük olup aşktan küçük olmaktır aşk. Daha yok mu demektir. Dayanamamaktır. Şaşıp kalmaktır, aşkını dünya nimetlerine satanlara. Hatta önüne dünyaları verseler, aşkını satmamaktır. Kelimelere isyandır. İsyanın içinde gizlenen esarettir. Özgürlüğünden geçmektir bazen. Özgürlüğün feda edilişinin sessiz kabulüdür. Öfke nöbetlerine kurban gitmektir. Her kurban edilişin sebebini bilmektir. Aklın ilkelerinin çöküşüdür aşk. Mantığın yetersizliğinin delilidir. Tüm psikiyatrik tanımlamaların anlamsız kılındığı sınırdır. Sınırlarda hüküm süren bir gölgedir. Işık ile gölge arasındaki savaşın barış elçisidir.

Aşk; kâinatın yaratılma sebebidir.

Popüler Yayınlar