İŞTE BAKIN BİZ NASIL BİR CEDDİN TORUNLARIYIZ!!!



İŞTE BAKIN BİZ NASIL BİR CEDDİN
TORUNLARIYIZ!!!
Sultan II. Abdülhamid Han
zamanında Yavuz Sultan Selim’in
türbedarının hanımı hamiledir ve bir
gün canı kiraz çeker. Ve kocasına
der ki :
- ” Canım çok kiraz çekti bana bir
kilo kiraz alda gel.” Adam çarşıda
köşe bucak kiraz aramaya koyulur.
Kiraz var ama çok pahalıdır. Bir
türlü parasını toplayıp kiraz parasını
bir
araya getiremez. Döner dolaşır
türbeye gelir. Kabir’in yanı başında
oturur ve sandukaya vurur. Der ki :
- Ey büyük İslam padişahı, cihan
şahı, onca senedir hizmetini
görürüm ama bir himmetini
görmedim” diyerek sandukaya
dokundurur elini.
Daha sonra evine gider ve karısına
alamadığını söyler karısı biraz
üzülür haliyle. Ertesi sabah kapıya
iki asker gelir ve faytonu göstererek
“Sultan Hazretleri seni huzura
bekler, hemen çağırır” derler. Adam
bir an tereddüt eder içinden. Emri
tebliğ eden asker fazla sabırlı
değildir.
- Efendi ne durursun, Sultanın
emrini tebliğ ederim sana ! Türbedar
bakar ki ağırdan almanın zararı
olacak… Çaresiz faytona atlar,
doğruca sarayın avlusuna giderler.
Nöbetçiler girer
çıkar, hemen huzura alırlar
türbedârı. Sultan Abdülhamid Han,
türbedarı tepeden aşağı bir süzer.
Sonra,
kelimelere basa basa fakat yumuşak
bir eda ile sorar :
Ceddim Yavuz Sultan Selim Han’ın
türbedarı sen misin ?
Adam güçlükle cevap verir :
- Evet Sultanım !
- Söyle bakalım dün türbede neler
oldu?
- Derdin nedir ?
- Bir meselen olmalı ?
Bir anda zihninden bir sürü şey
geçer. Acaba Sultan neyi sormak
istiyor.
- Neyi kast ediyor ?
- Hangi derdimi soruyor?
Şaşkın ve ürkek bir eda ile :
- Sultanım bir şeyler olmadı, bir
derdim de yoktur, sağlığınıza
duacıyım.
Abdülhamid Han, hem sesini
yükseltir hem de sertleştirir.
- Türbedar efendi ! Sana söylerim.
Dün türbede neler oldu, meselen
nedir, açık söyle !
Bir şeyler hisseder gibi oldu ama
söylemeye cesaret gerek. İster
istemez hadiseyi anlatır:
-Sultanım zevcem hamile. Benden
kiraz istedi. Çok pahalı olduğu için
alamadım. Bunun için de
velinimetim Sultan Selim Han’ın
sandukasına dokundum : “Bir
himmetini görmedim.” dedim .
Ortalığı bir sessizlik kaplar. İki
tarafta da derin tefekkür .
Neden sonra daldığı alemden çıkan
Abdülhamid Han, söylenmeye
başlar:
- Sen orda dedemin sandukasına
vurdun, o da burada sabaha kadar
benim başıma vurdu. Al şu bir kese
altını, bir daha da böyle şeyler için
dedemi rahatsız etme, doğruca bana
gel !
Bundan sonra emir subayına dönen
Abdülhamid Han :
_ Selim Han’ın türbedarının maaşı iki
misline çıkarılsın, sıkıntıdan
kurtulsun. Bir derdi olunca da
hemen bana gelmesine izin verilsin

Popüler Yayınlar